GECEKONDU YOKSULUN HELALİ MİDİR?

25 Şubat 2010 Perşembe



Ece Temelkuran’ın Habertürk’te Pazartesi (22 Şubat) günü yer alan yazısını okuduğumdan beri aklımda hep aynı soru. Yeni gelmiş değil aklıma, hatta hiç çıkmamış. Ama pazartesi günü yeniden alevleniveriyor.

Gecekondular yoksulların hakkı mıdır?

Temelkuran, hani şu son günlerde sık sık denk geldiğimiz konut reklamından yola çıkarak kaleme almış yazısını. Bilmem ne evlerinde Pazar günü neden kimse dışarı çıkmamış? Çünkü bu konutlar o kadar güzel, sosyal tesisler o kadar eşsizmiş ki çıkmaya gerek duymamışlar.  Reklamdan bunu anlıyoruz. Haftasonu dışarı çıkmama gerekçesi olarak benim aklıma ilk gelen cevap “cebinde para olmadığı için” olurdu. Aslında burada çakışıyoruz onunla. Çünkü sevgili Ece Temelkuran da yazısının devamında bu tür lüks sitelerin “yoksulların evleri” yıkılarak yapıldığını, yoksulların şehir dışındaki TOKİ konutlarına tıkıldığını, bu lüks evlerin üzerinde yoksul insanların ahı olduğunu söylüyor. Gelecek tepkilere hazırlıklı, yoksullardan evlerini çaldılar derken ekliyor; o evler onlara ait değil miydi? Aman ha! Bunu sadece o evlerin içindeki hayatları dağıtanlar söylüyordu. Kanmayın.

Sahi öyle midir?

Kabul, kimse köyünden, kasabasından, ait olduğu topraktan keyif için gitmedi kente.
Kimse de gelene hoş geldin demedi, başını sokacak bir dam vermedi.
Onlar şehrin eteklerinde kendilerine geceleri birer ev kondururken kimse sesini çıkarmadı.
Sonra gündüz de yaptılar, kimse yine sesini çıkarmadı.
Sonra yol,su, elektrik eşittir oy derken bu gecekondu meselesi ranta dönüşmedi mi?
Gecekondu yapmak isteyenin önünü kesen gecekondu mafyası türemedi mi?
Bir tane yetmez, bir tane daha diye diye diğer gecekondularını kiraya vermeye başlamadı mı bazıları?
Gece kondukları arazileri yıllar sonra trilyonlara satanlar birkaç tane birden dairenin tapusunu koymadı mı cebine, zamanında hazine arazisine kaçak ev yapmanın ödülü olarak.
Sahi ne zaman yoksulun çaresizliği olan gecekondu başkalarının para kapısı oldu?
Kimse bir şey demiyor diye yapılabilir mi her şey bu kadar kolay?
Bazıları yaparken bazıları neden yapamaz peki?
Gecekondusu başına yıkılanla gecekondusu paraya dönen arasındaki fark kaderle açıklanabilir mi?
Lüks villalara yapılan kaçak ekler de gecekondu mudur?


Şöyle devam ediyor Temelkuran;
“Ne tuhaf. Elinde ekmekle ("nimetle") tuvalete girince "çarpılacağını"düşünecek kadar inançlı ve hassas insanlar, sıra yoksulların yıkılmış evleri üzerine oturmaya gelince "çarpılabileceklerine" hiç ihtimal vermiyor. Sanırım kimilerimiz kapitalizme Allah'tan bile fazla inanıyor. Ya da "dışarı" çıkmaktansa "içeride" kalmanın güvenliğine, yani sitenin cennet olduğuna, belki öte taraftaki cennetten fazla inanıyor. Peki öyle olsun. Ama reklamlar devam ediyor...

Oysa bir Ekşi Sözlük yorumcusu da “gecekondu” başlığı altına şöyle yazmıştı:
“Yine de ısrarla kapılarında besmele durur.”

O kapısında besmele duran evlerin üzerinde de gecekondu yapmayan yoksulların ahı yok mu peki?


Kafam karışık…

Fotoğraf: İzmir Bayraklı-Veysi Polat-wikipedia.org



Read more...

LAHANA GÜNCESİ 6. GÜN

24 Şubat 2010 Çarşamba

Sağlıklı beslenme kurallarının dışına çıkmamış olsam da sürmekte olan diyetimin sınırlarını epeyce esnettim. Verdiğim kiloları (topu topu 2 kilo) geri almaya niyetim yok. Ama 3 günde 2 kilo vermeye de paydos. Şimdi sabırla haftada bir kilo verecek duruma gelmekte sıra…

Bu diyet sürecinin en güzel bölümü insanın kendini hafiflemiş hissetmeye başladığı bölüm. Bugün uykumu güzelce almışken ve kendimi hafiflemiş hissederken bir de ailemle, adeta bir bahar gününde huzurlu bir gün geçirince her yerime yayılmış büyük bir mutluluk hissettim.

Kuzuyu okulundan alıp gölete doğru uygun adım marş yürüdük. Arabaya elveda, kaldırımlara merhaba…  Hava ne soğuk ne sıcak… Yaprak kımıldamıyor tabir edilen bir durgunluk. Gölette kimsecikler yok, uzun süredir biriktirdiğimiz bayat ekmekleri kapışan ördekler, kazlar ve martılardan başka.

Kışın sonu bahardır.
Diyetin sonu hafifliktir.
Mutlu bir ailenin bedeli yoktur.




NOT: 1.Kuzunun yaramazlığının kusuruna bakmayın. Fotoğraf bozmayı çok sever.

2. Bu kadar diyet yazısından ve dün kullandığım balina fotoğrafından dolayı akıllarda yanlış bir fotoğraf oluşmasına sebep olduğumu düşündüm. J Vermek istediğim kilo miktarı 5 ile sınırlıdır. 

Read more...

LAHANA GÜNCESİ 4-5. GÜNLER

23 Şubat 2010 Salı


Bir daha asla listeli diyet yapmayacağımın tövbesini sık sık tekrarlıyorum kendi kendime… Burada yazmış mıydım? Yazmadıysam eğer, şimdi söylüyorum. Tövbe!
İnsan psikolojisine tamamen aykırı bir olay. Eğer bu iş biraz daha uzarsa diyet sonrası bir hafta içinde verdiğim tüm kiloları geri alacağım. Zaten fire vermeye başladım. Bugün mesela biftek vardı menüde. Ama o bile kesmedi beni, kızımın püresine dadandım birkaç kaşık. Hatta brokoliyi öyle bir yemişim ki çocuk “Anne bana bırakmadın farkında mısın?” diye sordu.
Hayat da bana karşı adil davranmıyor. Her ay olduğu gibi bu ay da Meraklı Minik dergisini aldık. Aylardır bitki, çiçek, hayvan, resim vs temalı dergi bu ay “YEMEK” konusunu işliyor. Aktiviteler içine bir de YEMEK TOMBALASI koymuşlar. Tombala kartlarında yaprak sarma, çikolatalı kek seçenekleri var. Bir pul çekiyorsun, “çikolata parçacıkları” yazıyor üstünde. Bu ayın hafıza kartlarında da bazı hayvanlar ve doğada yedikleri bitkileri eşleştirmişler. “İnekler yonca yer” diyor birinde. Günün sonunda kendimi; inekler yonca ile doyuyor da biz neden salata ile doyamıyoruz diye düşünürken buldum.
Eş dosttan destek e-postaları da geliyor. Aşağıdaki Olcay teyzeciğimden. Her ne kadar bir züğürt tesellisi gibi gözükse de hoş bir hikaye…


Avustralya’da, bir spor salonunun camında bir reklam; zayıf ve bronz tenli bir kadın, hemen yanında şu yazıyor: 
“Bu yaz, deniz kızı mı olmak istersiniz, yoksa bir balina mı?”
Afişteki mankenin fiziksel özelliklerinden çok uzak olan orta yaşlı bir kadın, spor salonunun reklamına cevap veriyor:
İlgilenenlere duyurulur,
Balinaları arkadaşları asla yalnız bırakmazlar, yunuslar, deniz aslanları, meraklı insanlar.. 

Aktif bir cinsel yaşamları vardır, hamile kalır, sevimli bebek balinalar doğururlar.
Denizde yüzer, oynarlar. Polinezya adalarının mercan kayalıkları gibi muhteşem yerleri görme şansına sahiptirler.
Balinalar harika şarkı söylerler, CD’leri bile vardır. 

Bazı insanlar dışında, onlara zarar vermek isteyecek tek bir varlık yoktur. Dünyada herkesin sevdiği, koruduğu ve hayran kaldığı şahane hayvanlardır. 
Denizkızı?
Öncelikle, denizkızı diye birşey yoktur.
Var olsalardı da kimlik karmaşası sebebiyle psikolog kapılarında sıra oluştururlardı. Balık mısın? İnsan mı?
Cinsel hayatları yoktur. Yanlarına yaklaşan erkekleri öldürüyorlar, nasıl olabilir ki? Hem iyice bir bakın, gerekli donanım nerede?
E, sonuç olarak çocukları da olmaz. 

Zaten balık kokan bir kadını kim ister ki?
Sonuç?
Ben balina olmayı tercih ederim. 
Medya sadece zayıf insanların güzel olduğunu savunuyor ama ben çocuklarımla dondurma yemeyi, beni heyecanlandıran adamla güzel bir akşam yemeğinde sohbet etmeyi, arkadaşlarımla çikolata paylaşmayı çok seviyorum.
Zamanla kilo alıyoruz; çünkü kafamıza o kadar çok bilgi yüklüyoruz ki yer kalmıyor ve bedenimizin diğer bölümlerine yerleşmeye başlıyor. Yani, biz kilolu değiliz, inanılmaz kültürlü, eğitimli ve mutluyuz. 

Bugünden itibaren, aynaya bakıp da kalçamı gördüğümde, şunu düşüneceğim:
“Allah’ım ne kadar da akıllıyım!”

Read more...

LAHANA GÜNCESİ 3.GÜN

21 Şubat 2010 Pazar

Sınrısız meyve sebze ve çorba gününü de başarıyla tamamlamadım sayılır. Sayılır diyorum çünkü iki grisini yedim ve günüm daha sona ermedi.
Yarın muz ve yağsız süt günü! Yaşasın!
Önceki yazıda adı geçen amcam, beni akla mantığa davet etmek için mantıklı ve sağlıklı diyet bilgileri gönderdi dünyanın öbür ucundan. Sağolsun,var olsun. Bu diyetin 3. gününü de tamamlamışken ve sıra biftek gününe yaklaşmışken vazgeçecek değilim. Ama Cumartesi gününden itibaren ne diyorsan o amcacığım, merak etme. J

Read more...
Related Posts with Thumbnails