BODRUM NOTLARI

(Acelen mi vaa?)

9 Eylül 2010 Perşembe

Bir Bodrumlu otomobili ile yolda gidiyormuş. Yolun kenarında arkadaşını görmüş. Durmuş ve sohbet etmeye başlamış. Arkasından bir Bodrumlu daha otomobili ile gelmiş ve arkada beklemeye başlamış. Beklemiş, beklemiş… O sırada bir İstanbullu gelmiş. Önünde duran iki aracı görünce kornaya basmaya başlamış. Dat daaat daaaaat… Öndeki Bodrumlu başını camdan çıkarmış, ağır ağır arkaya çevirmiş ve sormuş:

-Noldu? Acelen mi vaa?

-Evet acelem var, diye feryat etmiş 34 plaka…

Bodrumlu yine ağırdan yanıt vermiş;

-Acelen vaa’sa Bodrunda ne işin vaa?

Bir haftalık Bodrum tatilimize sevgili arkadaşım Nihal’in anlattığı bu hikaye renk kattı. Tabii bunu sesli dinlemek lazım. Örneğin”Bodrunda” derken “m” yerine yanlışlıkla “n” yazıldığı zannetmemek lazım… Vurguları da duymak... 

İşte böyle ağırdan bir, 7,5 günlük Bodrum tatilini devirdik geldik.

Yıllık izninin bir bölümünü kullandığından dolayı yazısını yazamayıp sonra “Bodrum Notları” yazan koskoca köşe yazarlarına heveslendim, ben de Bodrum notları yazayım dedim J

Haydi buyurun…



Uzun yıllar sonra tatil için Bodrum’a gitmek… Çok heyecan vericiydi… Hele ki sabah daha şehir uyurken, Kumbahçe’nin nemli kumları üzerinde kafasında Mini Mouse kulakları, yüzünde utangaç ve de heyecanlı bir ifade, 6 yaş ayakları ile bana koşan kızımı kucaklamak, kokusunu içime çekmek… Çok güzeldi…

BODRUM’DA REFERANDUM

İlçenin dört bir yanı “EVET” afişleri ile özenle donatılmış olsa da çoğunluğun “HAYIR” diyeceği  kesin gibi…  Zaten CHP’nin kalesi olarak görülen bölgede bu nedenle bütün billboardlar AKP’ye adeta terk edilmiş adeta…

BARAZ OTELDE SONA DOĞRU…
Bodrum’un “ilk en çirkin” binası olan Baraz Otel binası yıkıma doğru yaklaşıyor. Yıllardır çeşitli iddiaların hedefi olan Baraz’da bu sene çıkan ve can alan büyük yangın bir şeylere vesile oldu. Bugüne kadar olanlar ilginçti zaten.. Ancak yangından sonrası da hayli ilginç oldu. Tahliyesi istenen bina bir güzel yenilenip hizmet vermeye başladı. Ama sonuçta 1 Eylül günü eşyalar boşaltıldı. Eğer yıkılıp sokakla denizi buluşturacak bir projeye ilham verecekse ne güzel.. Ben de bir koşu fotoğraflarını çektim. Birkaç yıl sonra Eski Bodrum fotoğraflarına ekleriz, bir zamanlar bir Baraz Otel vardı diye…  Çirkindi falan ama anısı da çoktu yahu…




HARUN AYNEN DEVAM…

Hadi Gari Cumhur filminin yönetmeni ve Cumhur’u, Cevat Şakir Belgeseli’nin yaratıcısı çılgın dost Harun (Özakıncı) yeni bir projeye başlamak üzere… Hadi Gari Cumhur’un Kırmızı Fundayili İpraam’ı Serhat Saylan yine başrolde… Hikaye de çok matrak.  Heyecanla bekliyoruz. Serhat’ı  bu sefer de keşfetmezlerse “pes” diyeceğim.   Bu arada Harun ve eşi Duygu’nun en güzel projeleri  Zeynep’i de gördüm..  Of ki ne of… Tam ısırmalık bir dünya güzeli…




BİZ ESKİDEN ESKİDEN…

Eskiden deniz kabuğu toplardık ya hani kumsallarda… Şimdi Kumbahçe sahilinde çocuklar arasında yeni bir moda var; nargile ağızlığı toplama.. Zaten sahile dökülen dere kumunda kabuk falan yok.  Şimdi hani nargile modası var ya. İnsanlar o nargileleri içerken sanıyorum ya kendilerinden önce kullanılan ya da kendi kullandıkları ağızlıkları kuma fırlatıveriyorlar. Hiç içmediğim için yorum yapamıyorum. Ancak her yer bunlarla dolu. Biz de kendimize bir seri yaptık… Böylece sahili temizlemiş de oluyoruz. 




BELEDİYE

Yönetime geleli 1,5 yıl kadar olan yeni yönetimden çok memnun olan da duymadım, çok şikayetçi olan da. Çok fazla da dolaşma şansım olmadı bu sefer. Ancak birkaç yıl önce de dikkatimi çeken  konuda değişen bir şey yok.  Fırsat bu fırsat tekrar yazalım… Kumbahçe Çay Bahçesi güzelleşmiş. Ancak oyun parkında güzelim ahşap oyuncakların yerini plastik yığınları almış sevmedim… Ama madem böyle yapıldı bari o ahşap oyuncaklar Atatürk İlköğretim Okulu yanındaki mezbelelik parka konulsaydı. Parkın önündeki tezgahlar kaldırılmış ancak parkta çocuk yok. Niye olsun ki… Fotoğraflara bakıp kararı siz verin….





KOMŞULUK

Tabii yıllar içinde dükkânlar el değiştiriyor. Elemanlar değişiyor… Derken komşuluk ilişkileri de sekteye uğrayabiliyor.  Mesela şu fotoğraftaki manzaraya bakar mısınız? Gün batımında oturduğumuz yerden güzelim kale manzarası yerine şezlong ve yastık yığını üzerine kondurulmuş tabureler izlemek zorunda kalıyoruz. İndirilmesini kibarca rica ettiğinizde adamın biri size en kaba haliyle “işim var, sonra” diyebiliyor. Çünkü bencil, çünkü umurunda değil. Ve Bodrum’da bu tür esnaf o kadar çok arttı ki, sonumuz hayır olsun. İyi komşulardan da Allah razı olsun...



YENİ BİR YAŞ

Yeni yaşıma da Bodrum’da girdim. Pek güzel oldu. Hatta sevgili kocamın sürprizi ile doğum günüm sadece benim değil onlarca insanın gecesine renk kattı. Efendim, hani şu kağıt balonlar var ya, içinde mum yakıp gökyüzüne gönderiyorsunuz, tabii bir dilek tutarak. 5 adet büyük boy balonumuz vardı. Daha ikinciyi gönderirken sağdan soldan esnaf üzerimize atıldı, “Nereden aldınız? Bir tanesini bana verir misiniz?” vs diye. Bizim 6 yaş grubu bile sonunda isyan etti, “Aaa sormasınlar artık nerden aldınız diye yaaa” diyerekten… Ertesi gün ta nerelerden haberi gelmesin mi, herkes merak etmiş havada uçan ışıklar nedir diye. Pek sükse yaptık yahu…



AİLE VE DOSTLAR

Ailemiz ve can dostlar bıraktığımız gibiler, iyiler, mutlular… Bodrum onlarla daha güzel…


BODRUM’DAN AYRILMAK

Bugüne kadar kaç kere başımı bir otobüs camına dayayıp içim buruk ayrıldım şu Bodrum’dan, sayısını bilmiyorum. Tabii yaş ilerledikçe öncelikler değiştikçe hisler de değişiyor.  Mesela bana bu sefer Bodrum’dan ayrılmak  zor gelmedi hiç. Ama Yağmurumdan ayrılmak çok ağır geldi. Üstelik 5 gün sonra o da gelecek İstanbul’a… Ama bir çocuğa 5 günün ne kadar kısa olduğunu anlatmak kolay değil. Kavuşma sabahı sevinçle havada duran Mini Mouse kulakları düşmüş, gözleri yaşlı, “Ama ben çocuğum. Seni aklımdan çıkaramıyorum” deyişi yok mu? İstersen dünyanın en güzel yerine git, bir çocuk böyle dedi mi her yer kapalı bir kutu… 
Kuzu ve annesi, cici komşu Fatma hanımın doğum günü hediyesi çiçeklerle....


ÜZÜCÜ BİRKAÇ NOT:

1. Kale ile Halikarnas arasındaki koyda inanılmaz bir tekne yoğunluğu var. Kaptan bir dost dedi ki sintinelerini boşaltıyorlar denize... Eyvah eyvah... Yok canım falan derken aynı akşam Halikarnas önündeki T iskeleye bağlı bir teknenin üzerinde otururken... Gerçekten birisi bastı sintineyi denize. Kokuyu duymasam inanmayacağım. Ama demek ki acımasız, hain, pis, pislik, rezil insanlar var. Onlar kadar denetleyemeyenler de utansın!

2.Uslu Pansiyonun önünde yıllar sonra ilk defa Mehmet Uslu'yu görememek, karısını yalnız oturur görmek üzücüydü... 

3. Bizim gibi artık turist olmuşlar için keyifli olsa da esnaf adına boş sokaklar, boş mekanlar, boş dükkanlar üzücüydü...


Read more...
Related Posts with Thumbnails