ALIŞVERİŞ SEPETİ VE ÇELİŞKİLER

30 Ekim 2010 Cumartesi

Dün sabah, akşam yapacağımız kutlama için zamlı rakıları almaya Migros'a gittim... İstanbul'un eğitim düzeyi yüksek (!) bir semtinde yaşamakta olmakla beraber karşılaştığım bazı olaylar hep insanları ve ardından kendimi sorgulamama neden olur... Dün markette ve çıkışında yaşadıklarım ise işin doruk noktasıydı...

Şöyle ki....

Kasaya geldiğimde arkamda bekleyen anne-oğul aceleleri olduğu için olsa gerek-çaktırmadan beni ezip geçmek istediler. Bunu alenen yapamadıkları için sistematik bir çalışma içine girdiler. Ben daha eşyalarımı paketlerken kadın dibime yanaştı. Kart şifremini girerken kendisiyle gereksiz temasa girdik. Ama çekilmedi. Tüm işimi bitirip torbalarımı yüklenmeye hazırlanırken oğlu coşkuyla paketleme alınına ulaşmak istedi ve bana bir dirsek geçirdi sonra da "Özür dileriiiiiiim" dedi.

La havle... Hiç yanıt vermeden dışarı çıktım.

Kapıya oldukça yakın otomobilime geldiğimde kapıya (dolayısyıla alışveriş sepetlerine)  benden de yakın bir kadın dikkatimi çekti. Kadın torbaları bagajına boşalttıktan sonra sepeti yanında park halinde duran otomobilin arka tamponuna dayadı. Ve gayet rahat arabasını çalıştırıp gitti. Ben de içimden "Pes, yuh, bencil yaratık, salak karı" diye saydırmaya başladım.

Ama o da ne!!! O sırada benim mağdur olarak gördüğüm aracın sürücüsü kadın geldi. Alışveriş sepetini gördü, hiç kızmadı, sakince aldı ve bir arka sırada duran cipe dayadı. Bastı gitti...

Benim içimdeki sesler iyice yükseldi, itiraf ediyorum hakaret ettim... "O...", dedim, "İyi olmuş sana, ne olur iki adım ötedeki sepetlerin yanına bıraksan...."

Bu arada kendi sepetimi boşalttım ve geri götürdüm. Ama içime sinmedi, geçerken cipin arkasındakini de aldım. Yerlerine yerleştirdim ve doğru davranmanın huzuru içinde arabama doğru yürüdüm.

O sırada bana dirsek atan çocuk dışarı çıkmıştı ve cipine (!!!) doğru yürüyordu.

Read more...
Related Posts with Thumbnails