BİR PAZAR GÜNÜ

20 Mayıs 2013 Pazartesi



Pazar günü annemin hatıralarını aramaya Rumelihisarı’na gittik.

Annem, kızım ve kızımın arkadaşı ile…

1977’de aslında benim de içinde olduğum anıları, Avukat Bilgin Özsun’un evini, o eve çıkan tarihi asansörü aradık.  Bulduk.

Anlatılanlardan mı etkilendim, kendim mi hatırlıyorum bilmiyorum.  Portakallı bir çikolata, lacivert bir elbise, Londra’dan annemin getirdiği Barbie irisi bebeğim Brigitte, camın içinde oturmuş Boğaz’ı seyreden genç bir kadın aklımda kalanlar…

Bugün hepsi çok önemli mevkilerde olan, bir daha hiç görüşülmemiş o insanlarla yaşananları hala bugün gibi hatırlayan anneme şaşırdım.

Güzel bir yemek yedik. Restoranda şimdiden bronzlaşmış beyaz mini şortlu kızlara, valenin otomobillerini getirmesini hafif bir çalımla bekleyenleri, bir Pazar için biraz fazla şık olan İstanbul hanımefendilerini, akıllı telefonları ile fotoğraf çekip çekip paylaşanları izledik.

Bir de üzerinde sarı-kırmızı bayrağımızın salındığını köprüyü… Keyifle…

Sonra yürüdük. Uzun uzun yürüdük.

Mayoları ile mangal yapanları, yatlarında sallananları, birbirlerini süzenleri, kimselere bakmadan koşanları gördük.

Her geçişimde gözüme kestirdiğim amforalı balkona baktım.

Çok yürüdüm, hak ettim diye çocuklarla dondurma yedim.

Çocuklar niyetçinin yavru tavşanını sevmek istedi. Adam çocuk başına 2 TL istedi. Ben nazlanınca da ekledi: “Ne olacak ki, 2 liracık.”

“Sabahtan beri kaç tane 2 lira harcadım biliyor musun?” dedim.

“Biliyorum tabii, hiçbir şey yapmasan 150 lira gidiyor” dedi.

Sonunda o kazandı, kızlar tavşanı kucakladı.

Yanımdan geçen bir kız “Çocuklarımın adını Demir ve Derin koymak istiyorum” dedi arkadaşına.

Onun için biraz üzüldüm, her şeye daha yeni başlayacak diye…

Ona biraz da gıpta ettim, her şeye yeniden başlayacak diye.

Kızlar Boğaz boyu parende attılar, herkes onlara baktı, utanmış gibi yapıp aslında mutlu oldular.

Amatör balıkçılardan birinin oltasına takılan balığı gören minicik kız sevinç çığlıkları atıp balığı tutmaya çalıştı. Herkes durdu onu izledi, diğerleri bir olay mı var diye durup izleyenleri izledi.

Dönüşte mayolu mangalcılar azalmış, çöpler çoğalmıştı.

Arabamıza bindik, evimize döndük.

Bugün Google’a sorduk. Meğer Bilgin yıllar önce ölmüş. Zaten uzun yıllar hiç İstanbul’da olmamış.

bir varmış bir yokmuş dünya masalmış
her yolcudan bu handa hoş seda kalmış

Read more...
Related Posts with Thumbnails